Richard Gadd’ın hem yönetmenliğini hem de başrolünü üstlendiği yeni dizi “Baby Reindeer”, Gadd’ın kendi hayatını mercek altına alarak stalking, saplantı, cinsel istismar ve cinsiyet belirsizliği gibi konuları ele alıyor. Stalking bazen sadece bir merak olarak görünse de, aslında bazı seviyelerde psikolojik bir bozukluktur. Altında yatan nedenler çeşitli faktörlerin bir araya gelmesinden kaynaklanmaktadır.
Martha
Dizide stalking yapan karakter Martha’dır. Martha’nın karakteri incelendiğinde, çocukluk döneminde aile içi sorunlara tanıklık ettiği ve giderek yalnızlaşan bir kişiye dönüştüğünü anlamak mümkün. Martha, çocukluğundaki ihmalin bıraktığı boşluğu insanlara takıntı yaparak doldurmaya çalışıyor. Kendisine biraz farklı davranan bir adama bağlanıyor ve bunu aşk sanıyor. Bu durumda erotomaniyi tanımlamak mümkündür.

Erotomani, genellikle daha yüksek sosyal statüye sahip birinin sanrıyı yaşayan bireye aşık olduğuna dair sanrısal bir inançla karakterize edilen psikiyatrik bir bozukluktur. Algılanan hayranlıktan kanıt veya karşılıklı ilgi olmamasına rağmen, birey bu inanca sıkıca tutunur. Bu durum genellikle saplantılı düşüncelere, davranışlara ve hatta bazen takip etmeye yol açar. Psikolojik açıdan bakıldığında, erotomani tipik olarak düşük benlik saygısı, yetersizlik duyguları ve onaylanma ihtiyacı gibi altta yatan sorunlardan ortaya çıkar. Birey arzularını ulaşılamaz veya ideal olarak algılanan birine yansıtabilir ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçları telafi etmek için fantezi bir ilişki yaratabilir. Bu sanrı, bir amaç ve önem duygusu sağlayarak gerçeklikten geçici bir kaçış sunar. Erotomani olan bireylerde çok aşırı mesaj yazma/mektup yazma, devamlı telefon aramaları ve toplumda taciz seviyesine gelen anormal davranışlar bulunur. Erotomani iki sınıfta incelenir. İkincil erotomani şizofreni, bipolar, majör depresyon demans gibi hastalıklarla ilişkilendirilir. Bunların yanı sıra erotomani daha çok yalnızlık ve izole olmanın sonucu ortaya çıktığı savunulur. Bir araştırmacıya göre erotomani, bireyin yaşamdaki hayal kırıklıklarının bir telafisi olarak açıklar. Tatmin edilmemiş dürtülerin yanında narsistik bir yapıya sahiptir.

Martha’nın erotomani probleminin yanında aynı zamanda borderline kişilik bozukluğunu görmek de mümkündür. Martha Donny’e yalnızca bağımlı olmuş biri değildir aynı zaman da onu gözünde bir gün gözünde çok büyütür diğer bir gün ise en aşağı konuma getirerek ya hep ya hiç olarak düşünür. Martha’nın sevgisinin sağlıklı olmadığı onun tapmaktan düşmanlığa giden hızlı geçişlerinde anlamak mümkündür. Bu hızlı geçiş de borderline kişilik bozukluğunun bir özelliğidir. Bireydeki boşluk hisleri, terk edilme korkusu, öfke atakları, stabil olmayan ilişkiler borderline’a örnektir. Bu özelllikler kimilerine göre bakıcı ve bebek arasında kurulan bağ stiliyle ilgilidir. Bebek ve bakıcı arasında kurulan bağ ileride dış dünyadaki insanlarla kuracağı bağa yansır. Bakıcının reddedici ve güvenilir olmayan davranışları bebeğin içselleştirmesine neden olur. Bunu içselleştiren bebekler büyüdüklerinde bağlanma ihtiyaçlarını ya en aza indirir ya da sağlıklı olmayan yollar dener. Martha’ya baktığımızda Martha’nın halüsinasyonlar görmediğini özellikle son bölümlerde daha iyi anlıyoruz. Martha suçunu kabul ettiğinde gerçeklikten bağımsız değildi. Martha’nın problemi yanlış inanışları ve kuruntularıydı.

Donny
Donny karakterine baktığımda en çok göze çarpan Donny’nin düşük özgüveni ve yaşadığı cinsel istismar sonrası cinsel kimlik problemi olduğu görülüyor. Donny cinsel istismar öncesinde de düşük özgüveni olan bir insandı ancak yine de hayalleri için çabalamaya devam eden biriydi. Hayatta yer almak için uğraşırken karşısına çıkan insanlara inanmaya hazırdı.

Donny yaşadığı cinsel istismar sonrasında hayatını yeniden kazanmaya çalışırken tekrardan o istismarcı yönetmenin evine gitmesi yaşadığı travma sonrası stres bozukluğunun bir durumudur. Donny hem kaybettiği kontrolü tekrar kazanmak için hem de yüzleşmek için birden fazla kez tehlikeli ortamlarda bulunur. Kontrol kazanma çabasının yanı sıra Donny yaşadığı cinsel istismar sonrasında kendisine öfkeli olsa da istismarcısına bu öfkeyi gösteremez ve bu da Stockholm sendromu yaşadığının bir belirtisidir. Belki o da Martha gibi yaşadığı hayal kırıklığını görmezden gelerek telafi ediyor olabilir. Dizi boyunca Donny’nin kendine sorduğu “neden istismarcının evine tekrardan gidiyorum?” veya “neden Martha’ya hala yakın davranıyorum?” gibi sorularının cevabı onun bağlanma stilinde ve travmasında dayanıyor. Olumsuz bağlanma stiline sahip birisi kendi sınırlarını göz ardı ederek karşısındaki kişiyi memnun etmeye çalışır ve suçu kendinde arar. Fakat, bağlanma tarzının ötesinde Martha, Donny için bir geçmişte yaşadığı travmasını örtecek ve unutmasını sağlayacak bir araçtır. Eğer Martha giderse yerine Darrien gelir ve Darrien demek ise onun için yüzleşme demektir. Dizinin sonunda da tam olarak bu gerçekleşiyor. Martha hapse girdikten sonra Donny, Darrien’ın evine yüzleşmeye gider.

Donny ve Martha karakterlerini izlediğimde dikkatimi çeken en önemli nokta da ikisinin de bir noktada ne kadar benzer olduğuydu. Evet Donny Martha gibi erotomaniye sahip değil ancak onun gibi yaralı. Yaşadığı cinsel istismar sonrası kendisini toparlamaya çalışırken karşısına Martha’nın gelerek onu göklere kadar çıkarıp ilgi vermesine izin verdi çünkü buna ihtiyacı vardı. Yaşadığı travma sonrası hissettiği değersizlik ve utanma hislerini Martha’nın ona verdiği yüksek statüyle bir nebze olsun kapattı. Aslında ikisi arasında travma bağı vardır. Martha’nın çocukluğu hakkında detaylı bilgi aktarılmasa da son bölümlerde neden Donny’e “baby reindeer” dediği kısımla ilgili kısa çıkarım yapılabilir. Martha’nın takıntılık seviyesi yükselip Donny’i ve çevresini çok rahatsız emesine rağmen bir sahnede Donny yine de Martha’ya acımıştır çünkü istismar edildikçe o kadar bağımlı hale gelir. Belki de o andaki yaşadığı kırılma noktasını anlamak için veya tekrardan güvende hissetmek için bir geriye dönme çabasıdır.
Sent from my Iphone.
Zehra Silci







Leave a Reply